Dayı’nın Öğrencilerinden Futbol Dersi
11 Şubat 2008, Dayı’nın öğrencilerinin Londra Kamping’te tarih yazdığı gün olarak anılacak. Fark o kadar fazlaydı ki kimse saymaya bile çalışmadı. Oyuncu performansları aşağıdaki gibidir:
Dayının öğrencileri
Dayı: Defansı toparladı, orta saha ve ileride isabetli paslar verdi.
Dayının arkadaşı (Ali galiba): Defansın belkemiğiydi. Orta sahaya destek oldu.
Özem: Bir maestro gibi takımını yönetti. Son vuruşlarda etkisiz kaldı.
Cüneyt: Elinden geleni yaptı. Önceki maçlara oranla paylaşımcı bir anlayış sergiledi.
Samet: Bu çocuğa söyleyecek bişey bulamıyoruz. Maçın yıldızlarındandı.
Selçuk: Hırsı ve disiplinli oyun anlayışıyla galibiyetin mimarlarındandı.
Aykut: Geçtiğimiz maçlarda gösterdiği kötü performansla günah keçisi ilan edilmesine, bu maçta sergilediği hırslı futbol ve attığı kritik gollerle yanıt verdi.
Haluk’un talebeleri
Haluk: Maçta tel tel döküldüğü görüldü. Rakibin hırslı oyununa karşılık veremedi.
Sezgin: “Ben nasıl bu takıma düştüm?” der gibiydi. Tek başına maçı çevirme çabaları sonuçsuz kaldı.
Nurullah: Defansta sert bir oyun ortaya koymaya çalıştı. Topu olumlu kullanamadı.
Ekrem: Son haftalardaki artan performansını devam ettirmeye çalıştı, ancak rakibin gücü karşısında etkisiz kaldı.
Halil: “Maç mı oynuyoruz?” ,”Kim kimi yeniyor?” gibi sorular onun için birşey ifade etmedi. İlk 10 dkda yenilgiyi kabul etmişti.
Necati: Bu adam futbolu kazanmak için değil oynamak için oynuyor.
Volkan: Birkaç başarılı kurtarış yapmasına rağmen, pinpon topu gibi geri dönen topların kalesine girmesine engel olamadı. Bu kadroları oluşturan kişi de kendisidir.












Şubat 12th, 2008 12:35 pm
Hakkımdaki yorum katılmıyorum. 10 dakika değil 15 dakika idi bu böyle biline