<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>IIB Idmanyurdu Futbol Kulübü - Itinayla Tarih Yazılır &#187; efsane</title>
	<atom:link href="http://www.iibidmanyurdu.org/etiket/efsane/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.iibidmanyurdu.org</link>
	<description>Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim. M.K.Atatürk</description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 Aug 2010 00:51:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Odysseus</title>
		<link>http://www.iibidmanyurdu.org/odysseus-93.htm</link>
		<comments>http://www.iibidmanyurdu.org/odysseus-93.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2008 12:08:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>haluk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[odysseus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iibidmanyurdu.org/odysseus-93.htm</guid>
		<description><![CDATA[Akhilleus Troya&#8217;ya gittiği takdirde, Troya&#8217;nın yağmalanmasını ve yanışını görmeden öleceğini biliyordu. Bunu kendisine bir deniz perisi olan annesi Thetis, söylemişti. Onun için, kadın elbiseleri giyerek, kral Lycomedes&#8217;in sarayında, saray kadınları arasında saklanıyordu.Kumandanlar Akhilleus&#8217;i bulup onu savaşa getirme görevini kurnaz Odysseus&#8217;a verirler. Odysseus, bir seyyar satıcı kılığına girerek saraya gider. Sergisinin bir tarafında kadınların seveceği cinsten takılar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img align="left" width="120" src="http://www.pbs.org/wgbh/nova/zeugma/images/mosa_achilles.jpg" height="100" /><font face="Times New Roman">Akhilleus Troya&#8217;ya gittiği takdirde, Troya&#8217;nın yağmalanmasını ve yanışını görmeden öleceğini biliyordu. Bunu kendisine bir deniz perisi olan annesi Thetis, söylemişti. Onun için, kadın elbiseleri giyerek, kral Lycomedes&#8217;in sarayında, saray kadınları arasında saklanıyordu.</font><font face="Times New Roman">Kumandanlar Akhilleus&#8217;i bulup onu savaşa getirme görevini kurnaz Odysseus&#8217;a verirler. Odysseus, bir seyyar satıcı kılığına girerek saraya gider. Sergisinin bir tarafında kadınların seveceği cinsten takılar, diğer tarafında ise şahane silahlar vardır. Sarayın bütün kızları mücevherlerin etrafında toplanırken, sadece Akhilleus silahlarla ilgilenir. Böylece Odysseus onu tanır O da kaderini bile bile Odysseus&#8217;la birlikte ordu kampına katılır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">Kitap sayfaları arasında saklanırken, günün birinde, birisi &#8220;maç yapalım&#8221; diye geldi. Silahlara sarılan Akhilleus gibi kendimi eleverdim ben de. Kazansak ta kaybetsek te, ağrılar içerisinde olsak da  her maça çıktık. Ama şimdi 11 şubat 2008 deki maçta aramızda olmayacak O birisi.</font></p>
<p><font face="Times New Roman">Hikayeye dönersek, Â Akhileus Truva&#8217; da öldü, Odysseus iseÂ tam yirmi yıl sonra dönebildi krallığına (İthake) ye bir dilenci kılığında. </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iibidmanyurdu.org/odysseus-93.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>100 Brutus ihaneti gücünde tekme</title>
		<link>http://www.iibidmanyurdu.org/100-brutus-ihaneti-gucunde-tekme-87.htm</link>
		<comments>http://www.iibidmanyurdu.org/100-brutus-ihaneti-gucunde-tekme-87.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Dec 2007 10:14:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>haluk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[brutus]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[ihanet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iibidmanyurdu.org/100-brutus-ihaneti-gucunde-tekme-87.htm</guid>
		<description><![CDATA[Yeniçeri, Osmanlı Devleti&#8216;nde askeri bir sınıftır. Yeniçeriler, Padişah&#8216;a bağlı Kapıkulu Ocakları&#8216;nın piyade kısmıdır. Yeniçeriler, Osmanlı Devleti&#8217;nin sınırlarının genişlemesi ile alınan çocukların küçüklükten alınarak yetiştirilmesi (devşirme) ile oluşturulur. Devletin ilk yüzyıllarında yararlı olan bu sistem, daha sonra bozulması ile değişik sorunları birlikte getirdi. 16. yüzyıla kadar devşirmelerden başkası katılamazken 1582 senesinde Sultan III. Murat (1574-1595)&#8217;in, şehzadesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img align="left" width="120" src="http://ileriseviye.org/blog/wp-content/yeniceri.jpg" height="100" />Yeniçeri</strong>, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/OsmanlÃ„±_Devleti" title="Osmanlı Devleti">Osmanlı Devleti</a>&#8216;nde <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Asker" title="Asker">askeri</a> bir sınıftır. Yeniçeriler, <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/PadiÃ…Ÿah" title="Padişah">Padişah</a>&#8216;a bağlı <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/KapÃ„±kulu_OcaÃ„ŸÃ„±" title="Kapıkulu Ocağı">Kapıkulu Ocakları</a>&#8216;nın piyade kısmıdır. Yeniçeriler, Osmanlı Devleti&#8217;nin sınırlarının genişlemesi ile alınan çocukların küçüklükten alınarak yetiştirilmesi (<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/DevÃ…Ÿirme" title="Devşirme">devşirme</a>) ile oluşturulur.<br />
<span id="more-87"></span><br />
Devletin ilk yüzyıllarında yararlı olan bu sistem, daha sonra bozulması ile değişik sorunları birlikte getirdi. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/16._yÃƒ¼zyÃ„±l" title="16. yüzyıl">16. yüzyıla</a> kadar devşirmelerden başkası katılamazken <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1582" title="1582">1582</a> senesinde Sultan <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/III._Murat" title="III. Murat">III. Murat</a> (<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1574" title="1574">1574</a>-<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1595" title="1595">1595</a>)&#8217;in, şehzadesi Mehmet için tertiplenen sünnet düğününe katılan bir sürü cambaz, hokkabaz ve oyuncunun mükafat olarak bu ocağa kayıt olmaları, ocağın yavaş yavaş bozulmasına sebep olmuştu.Devletin kuruluşundan kısa bir süre sonra oluşturulan Yeniçeri Ocağı, belirtilen olaydan sonra hariçten insanların ocağa girmesiyle bozulmaya yüz tutmuştu. Çünkü, eğitimsiz ve başıboş kimselerin ocağa girmeleriyle bu askeri teşkilat, doğrudan siyasete katılan, devlet adamlarını tayin veya azlettiren, padişahları tahttan indiren veya tahta çıkaran bir kuvvet halini almıştı.Yeniçeri askeri her şeye müdahale eder olmuş, buna karşılık gerçek görevi olan askerlikle ilgileri kalmamıştı. Zira onlar, askerlik yerine esnaflıkla uğraşıyorlardı. 17. ve 18. yüzyıllarda sık sık ayaklanmışlardı. Bunun üzerine ocak, &#8220;<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Vaka-i_Hayriye" title="Vaka-i Hayriye">Vaka-i Hayriye</a>&#8221; diye isimlendirilecek olan bir karar ve hareketle <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/15_Haziran" title="15 Haziran">15 Haziran</a> <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1826" title="1826">1826</a>&#8216;da Sultan <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/II._Mahmut" title="II. Mahmut">II. Mahmut</a> tarafından ortadan kaldırıldı.</p>
<p>Sadrazam Selim Paşa, vezirleri, din adamlarını, humbaracı, lağımcı, topçu ve donanma mürettebatını topladı; sancağı çıkartarak ocakla savaşılacağını bildirdi. Devlet memurları İstanbul sokaklarında dolaşarak halkı sancak altında toplamaya başladı. Bunun üzerine Yeniçeri tellalları, ocak severleri ayaklanmaları için uyardı. Hazırlıklarını tamamlayan sadrazam, Sultan Ahmed Camii&#8217;ni karargah yaparak halka silah dağıttı. Beyazıt ve Divanyolu&#8217;nu tutan yeniçeriler, çarpışma başlayınca At meydanına çekildiler ve kapıyı kapattılar. Sadrazam Selim Paşa meydan kışlasını çevirerek top ateşine tutturdu. Ateş sonucunda meydan kapısının bir kanadı kırıldı. Kapının öbür kanadını da kıran halk Yeniçerilerin üzerine saldırdı. Yeniçeriler kışla ve tekkeye sığındılar. Top ateşi sonrasında kışla birkaç saatte, içindeki yeniçerilerle birlikte yakılıp yıkıldı. Ele geçirilen elebaşları sadrazam tarafından yargılanarak boğduruldu ve cesetleri Sultanahmed Meydanı&#8217;ndaki Çınaraltı&#8217;na gömüldü. bu olayların sonucunda 6.000 kişi öldürüldü, 20.000 kişi de sürgüne gönderildi. II. Mahmud<br />
daha sonra Yeniçeri Ocağı&#8217;nın kaldırıldığını, bir fermanla halka bildirdi. Ölen<br />
yeniçeriler arasında çok sayıda sünnetsiz ve boynunda haç olana rastlanması<br />
şöyle bir halk deyiminin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Kime güvendiysek haçı boynundan çıktı.  </p>
<p>Uzun sözün kısası Cihan; sevgi ve övgümüzün karşılığı bu (taban girişi) mu olmalıydı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iibidmanyurdu.org/100-brutus-ihaneti-gucunde-tekme-87.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Çingene Efsanesi&#8230;</title>
		<link>http://www.iibidmanyurdu.org/bir-cingene-efsanesi-83.htm</link>
		<comments>http://www.iibidmanyurdu.org/bir-cingene-efsanesi-83.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 19 Dec 2007 07:28:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hoş Cihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iibidmanyurdu.org/bir-cingene-efsanesi-83.htm</guid>
		<description><![CDATA[Antik çağlarda Ege kıyılarında , birçok Yunan uygarlığı vardı. Bunlardan biri de İzmir yakınlarında idi. Adına Yaban Gülü Uygarlığı denirdi. Bu uygarlık adını bir Ege efsanesinden almıştı&#8230;Rivayete göre Ege kıyılarında dünya çingenelerinin başı olan,bir büyük çeri yaşardı. Bu çerinin aşiretinde adı dillere destan olan bir kız vardı. Bütün çingene kızları gibi sıradan bir güzelliği olmasına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img align="left" width="137" src="http://www.pozitifstil.com/ImagesUye/MidImages/img_Menemenli%20Çingene%20Fatoş15245.jpg" height="110" style="width: 137px; height: 110px" />Antik çağlarda Ege kıyılarında , birçok Yunan uygarlığı vardı.<br />
Bunlardan biri de İzmir yakınlarında idi.<br />
Adına Yaban Gülü Uygarlığı denirdi.<br />
Bu uygarlık adını bir Ege efsanesinden almıştı&#8230;<span id="more-83"></span>Rivayete göre Ege kıyılarında dünya çingenelerinin başı olan,bir büyük çeri yaşardı.<br />
Bu çerinin aşiretinde adı dillere destan olan bir kız vardı.<br />
Bütün çingene kızları gibi sıradan bir güzelliği olmasına rağmen,<br />
çok güzel sesiyle öyle danslar ederdi ki, ünü bütün dünyaya yayılmıştı.<br />
Yaşlı çeribaşı bu kızın cilve, işve ve danslarına kapıldığından her akşam Ege sahillerinde yaz eğlenceleri düzenlerdi.<br />
Bu eğlencelerde tahta fıçılarla, at arabaları dolusu şaraplar gelir,dünya çerileri arasından seçilmiş,en iyi kemancılar, zurnacılar ve darbukacılar sahilde toplanırdı.<br />
Çok geniş dev halkalar oluşturulur,<br />
ortada çam odunlarından bir büyük ateş yakılırdı. Kuzular çevrilir, toprak testilerle şaraplar fıçılardan alınır, herkese dağıtılırdı.<br />
Herkes bir büyük merak içinde çingene kızının çıkmasını, Ünlü büyülü danslarını yapmasını beklerdi.<br />
Sonunda güzel çingene kızı, saçlarına taktığı yaban gülü,parmaklarında zilleri, uzun eteği ve, şuh edasıyla ortaya çıkardı.<br />
Bir anda bütün sesler kesilir, saz ekipleri en oynak parçaları çalmaya başlar,<br />
çingene kızı da kıvrak bedeniyle dans ederdi.<br />
Hızla döndükçe etekleri bir gül gibi açılır,<br />
güzel bacakları ay ışığında, Venüs heykelleri gibi parlardı..<br />
İri kahve gözleri, can yakan endamı, şen şakrak neşeli sesi, zillerinin şıngırtısı bütün sahilde yankılanırken, toprak şarap testileri dolar, dolar boşalırdı.<br />
Çingene kızının nereden geldiğini, kim olduğunu, hatta adını bile bilen yoktu.<br />
Ancak, ipek saçlarına taktığı yaban gülü her zaman yerinde dururdu.<br />
Onu ne yatarken, ne dansederken, ne de bir başka zamanda Gülsüz gören olmamıştı.<br />
Bu nedenle çingene kızına herkes Yaban Gülüm dediğinden adı Yaban Gülüm olmuştu.<br />
Bu da yetmemiş, çerinin adı da Yaban Gülüm Çerisi olarak ünlenmişti,.<br />
Anadolunun içlerinde, Ege&#8217;nin karşı sahillerinde, hatta arap kıyılarında<br />
Yaban Gülüm&#8217;ün methini duymayan kalmamıştı.<br />
Uzak iklimlerden onu izlemeye gelenler çoğunluktaydı.<br />
Yaşlı çeribaşı sonunda sevdalandığı bu kıvrak çingene kızıyla hiçbir şeye aldırmadan kırk gün, kırk gece sürecek bir düğünle evlenmeye karar verdi.<br />
Düğünün her gecesi Ege sahillerinde şölen düzenlendi.<br />
Düğünün son gecesiydi.<br />
Eğlencede su gibi şarap aktı.<br />
Aşirette Yaban Gülüm&#8217;e aşık olanlar, çeribaşını kıskanmaktaydılar.<br />
Herkesin sarhoş olduğu bir anda, kir, pasak ve yama içindeki bir çingene genci,<br />
çeribaşına saldırarak, onu bıçakladı ve öldürdü.<br />
Akan kanlara dayanamayan Çingene kızı denize doğru yürümeye başladı,<br />
herkesin gözü önünde&#8230;<br />
Hayret!!!!<br />
Çingene kızı suya batmıyor, su yüzeyinde yürüyüp gidiyordu.<br />
Yürüdü, yürüdü, uzaklaştı, bir nokta gibi kaldı mavilerde<br />
ve kaybolup gitti.<br />
Efsaneye göre çingene kızı kendisini çok seven çeribaşının üzüntüsünden çirkinleşti o gece&#8230;<br />
Sadece her dolunayda<br />
eski güzelliği, eski endamı, eski yakıcılığıyla Ege sahillerine çıkar,<br />
görünmez sazların eşliğinde çingene danslarını yapar,<br />
sonra da geldiği denize yürür,<br />
suların üzerinde, mavilerde kaybolur, gider.<br />
Bu yüzdendir ki,<br />
Ege sahillerinde yaban gülleri her dolunayda açar,<br />
ormanlardan çigan müziği sesleri gelir.<br />
Egenin sularında her günbatımındaysa,<br />
bir çirkin çingene kızının hayali belirir,<br />
ve bu hayal bulutlara vururdu&#8230;<br />
Sen bu çingenenin kim olduğunu biliyor musun?<br />
Tamam, sus&#8230;<br />
Ben de biliyorum.<br />
Sen sus, lütfen sus&#8230;.<br />
Sen söyleme&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iibidmanyurdu.org/bir-cingene-efsanesi-83.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>METE&#8217;NIN GENÇLIK EFSANESI</title>
		<link>http://www.iibidmanyurdu.org/metenin-genclik-efsanesi-82.htm</link>
		<comments>http://www.iibidmanyurdu.org/metenin-genclik-efsanesi-82.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Dec 2007 17:47:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Aykut Kayalar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iibidmanyurdu.org/metenin-genclik-efsanesi-82.htm</guid>
		<description><![CDATA[Üçüncü yüzyildi tam, çok önceydi Isa&#8217;dan, Bir firtina kopmustu, tasmisti Iç Asya&#8217;dan! Sonsuz at sürüleri, yerleri inletmisti. Kurdumsu türküleri, gökleri çinlatmisti! Atlilar gelmislerdi, ordular biçmislerdi, Volga, Sari nehirden, kanip, su içmislerdi! Tarihten ugultular, bir millet var diyordu! Yazili dogrultular, bir devlet var, diyordu! Hunlarin ilindeydi, Iç Asya ilindeydi, Hun reisi Tuman-Han, herkesin dilindeydi! Bayragi direkteydi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üçüncü yüzyildi tam, çok önceydi Isa&#8217;dan,<br />
Bir firtina kopmustu, tasmisti Iç Asya&#8217;dan!<br />
Sonsuz at sürüleri, yerleri inletmisti.<br />
Kurdumsu türküleri, gökleri çinlatmisti!<br />
<span id="more-82"></span><br />
Atlilar gelmislerdi, ordular biçmislerdi,<br />
Volga, Sari nehirden, kanip, su içmislerdi!<br />
Tarihten ugultular, bir millet var diyordu!<br />
Yazili dogrultular, bir devlet var, diyordu!<br />
Hunlarin ilindeydi, Iç Asya ilindeydi,<br />
Hun reisi Tuman-Han, herkesin dilindeydi!<br />
Bayragi direkteydi, büyük oglu Mete&#8217;ydi,<br />
Diger bütün komsular, henüz birer çeteydi.<br />
Tuman-Han da kanarmis, insanogluymuy bu ya!<br />
Bir cariye hep dermis: &#8220;Bu Mete ölsün!&#8221; Diye.<br />
Tuman fakat korkarmis, kadina da tapirmis,<br />
Bir bahane ararmis, çünkü bir &#8220;Töre&#8221; varmis!<br />
Soyuna bakarlarmis, tek kadin alirlarmis,<br />
Sonraki hatunlarsa, mir&#8217;ssiz kalirlarmis.<br />
Tuman oglunu vermis rehin Yüeçi&#8217;lere<br />
Sonra da hücum etmis, sormamis elçileri.<br />
Yüe-çi&#8217;ler varmislar, Mete&#8217;yi aramislar,<br />
Mete çoktan kaçmismis, yollari taramislar.<br />
Tuman oglunu görmüs, akli basina dönmüs,<br />
Senlik dügün yaptirmis, güya çok mes&#8217;ut günmüs.<br />
Mete&#8217;ye tümen vermis, eline ferman vermis,<br />
Mete&#8217;nin disiplini, Dünyaya hep san vermis!<br />
Asker Tanri sanirmis, hep Mete&#8217;ye taparmis,<br />
Ondan ne buyruk gelse, düsünmeden yaparmis.<br />
Orduyu toplamismis, atini oklamismis,<br />
Tümen disiplinini, böylece yoklamismis.<br />
Askerler ok atmismis, atlar yere yatmismis,<br />
Atina kiymayanin, kani yere akmismis!<br />
Bir defa senlik yapmis, aileler toplanmis,<br />
Ok atmis karisina, bütün esler oklanmis!<br />
Biraz nefes alanlar, azicik geç kalanlar,<br />
Kiliçtan geçirilmis, görülmemis kaçanlar!<br />
Avlara gidilirmis, senlikler düzülürmüs,<br />
Gelen ordular ile, hayvanlar sürülürmüs.<br />
Tuman-Han ava gitmis, Mete&#8217;ye de gel demis,<br />
Kurdu Mete avlamis, Tuman&#8217;sa keklik yemis!<br />
Avda bir ok uçmusmus, Tuman-Han&#8217;a gelmismis!<br />
Gerçi derler ilk oku, Mete atmisti, çogu,<br />
Mete&#8217;nin tümeni de, bu hedefi delmismis!<br />
Oguz&#8217;un babasiysa, yemisti &#8220;Tanri oku&#8221;!<br />
Bu bir efsane idi, ok bir bahane idi,<br />
Töre&#8217;yi bozan Tuman, tam bir divane idi! </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iibidmanyurdu.org/metenin-genclik-efsanesi-82.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arkadaşlığa Dair I</title>
		<link>http://www.iibidmanyurdu.org/arkadasliga-dair-i-81.htm</link>
		<comments>http://www.iibidmanyurdu.org/arkadasliga-dair-i-81.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Dec 2007 13:02:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>haluk</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[efsane]]></category>
		<category><![CDATA[gılgamış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.iibidmanyurdu.org/arkadasliga-dair-i-81.htm</guid>
		<description><![CDATA[Destanın kahramanı Uruk Kralı Gılgamış, dörtte üçü tanrı, dörtte biri insan olan bir varlıktır. Gılgamış halk tarafından çok sevilir ama, kral aynı zamanda sert, güçlü ve mağrurdur. Halk bu öfkeli kralın burnu biraz sürtülsün düşüncesiyle tanrılardan yardım ister. Dualar boşa gitmez ve tanrıça Aruru, yarı vahşi bir yaratık olan Enkidu&#8217;yu yeryüzüne gönderir. Enkidu destanın ikinci [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Destanın kahramanı Uruk Kralı Gılgamış, dörtte üçü tanrı, dörtte biri insan olan bir varlıktır. Gılgamış halk tarafından çok sevilir ama, kral aynı zamanda sert, güçlü ve mağrurdur. Halk bu öfkeli kralın burnu biraz sürtülsün düşüncesiyle tanrılardan yardım ister. <span id="more-81"></span>Dualar boşa gitmez ve tanrıça Aruru, yarı vahşi bir yaratık olan Enkidu&#8217;yu yeryüzüne gönderir. Enkidu destanın ikinci önemli karakteridir. Fakat Enkidu&#8217;nun kırlarda yaptığı kıyımlar Gılgamış&#8217;tan çok dilekte bulunan Uruk halkının başına bela olur. Gılgamış, Enkidu&#8217;yu yola getirmek için güzel bir fahişe (Şahmat) yollar ve ehlileşmesini sağlar. Kadının peşinden kente gelen Enkidu krallar gibi ağırlanır, güzel kokularla yıkanır, kentlilere özgün elbiseler giyer, oturup kalkma dersleri alır. Tanrının isteğinin aksine Gılgamış&#8217;la Enkidu çok iyi arkadaş olurlar.Güçlerini sınamak için yola koyulan ikili, kendilerine hasım olarak, korkunç sesiyle bile insanları öldürebilen Sedir ormanının korucusu dev Huvava&#8217;yı seçer. Ancak devin gürleyişi karşısında Enkidu korkudan dona kalır. Gılgamış ise etkilenmez ve devi öldürür. Bunu gören tanrıça İştar, Gılgamış&#8217;a aşık olur. Fakat Gılgamış tanrıça İştar&#8217;ı, fahişe gibi davranıp her önüne gelenle hatta hayvanlarla bile birlikte olduğu için aşağılar ve reddeder. Tanrıçanın intikam almak için Uruk kentine yaptığı saldırılar ise iki kahraman tarafından bertaraf edilir.Günün birinde Enkidu ölüme yenik düşer. Dostunu yitirdiği için çılgına dönen Gılgamış, kendisinin de bir gün öleceği gerçeği ile karşılaştığından paniğe kapılır. Ölümsüzlüğün sırrını öğrenmek için &#8220;tufan&#8221;ı yaşamış ve ölümsüzlüğe ermiş olan Utnapiştim&#8217;i görmeye gider. Utnapiştim, binbir zorlukla Mutlular Adası&#8217;ndaki evine gelen Gılgamış&#8217;ı geri çevirmez ve ona tufanı anlatır. Tanrılar bir tufan ile insanları yok etme kararı alırlar. Ancak Utnapiştim, tanrı Ea&#8217;nın uyarısı üzerine ailesini, çeşitli zenaat erbabını, hayvan ve bitki türlerini içine alacak yedi bölümden oluşan bir gemi inşa eder. Yedi gün, yedi gece süren ve yeryüzünün sularla kaplandığı tufan sonunda Utnapiştim&#8217;in gemisi Nisir Dağı&#8217;nın tepesinde karaya oturur.Utnapiştim, Gılgamış&#8217;tan, genç kalmanın sırrının, denizin diplerinde bulunan bir bitkide olduğunu saklamaz. Kral sevinçle denizin diplerine dalar ve otu bulur. Ancak Gılgamış&#8217;ın yorgunluktan uykuya dalmasından yararlanan bir yılan, otu yutuverir. Destan, yılanların her bahar deri değiştirmesini bu olaya bağlamıştır. Ebediyen varolma şansını yitiren Gılgamış deliye döner. Çaresiz bir biçimde geldiği Uruk&#8217;ta artık Enkidu&#8217;nun ruhuyla kurduğu ilişkiden başka avuntusu kalmamıştır. Gılgamış, Enkidu&#8217;ya ölümden sonraki hayata dair yönelttiği sorularla biraz olsun teselli bulurken bilgeliğin dünyanın nimetlerinden yararlanmak anlamına geldiğini kavrar ve destan da sona erer.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.iibidmanyurdu.org/arkadasliga-dair-i-81.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
