Odysseus
Akhilleus Troya’ya gittiği takdirde, Troya’nın yağmalanmasını ve yanışını görmeden öleceğini biliyordu. Bunu kendisine bir deniz perisi olan annesi Thetis, söylemişti. Onun için, kadın elbiseleri giyerek, kral Lycomedes’in sarayında, saray kadınları arasında saklanıyordu.Kumandanlar Akhilleus’i bulup onu savaşa getirme görevini kurnaz Odysseus’a verirler. Odysseus, bir seyyar satıcı kılığına girerek saraya gider. Sergisinin bir tarafında kadınların seveceği cinsten takılar, diğer tarafında ise şahane silahlar vardır. Sarayın bütün kızları mücevherlerin etrafında toplanırken, sadece Akhilleus silahlarla ilgilenir. Böylece Odysseus onu tanır O da kaderini bile bile Odysseus’la birlikte ordu kampına katılır.
Kitap sayfaları arasında saklanırken, günün birinde, birisi “maç yapalım” diye geldi. Silahlara sarılan Akhilleus gibi kendimi eleverdim ben de. Kazansak ta kaybetsek te, ağrılar içerisinde olsak da her maça çıktık. Ama şimdi 11 şubat 2008 deki maçta aramızda olmayacak O birisi.
Hikayeye dönersek,  Akhileus Truva’ da öldü, Odysseus ise tam yirmi yıl sonra dönebildi krallığına (İthake) ye bir dilenci kılığında.












Şubat 8th, 2008 3:29 pm
Eee Hektor kim oluyor.
Peki Paris kim?
Ve en önemlisi Helena kim oluyor bu durumda?